30 Ağustos zafer bayramı 88. yıldönümü
Ağustos 30, 2010 by admin
Filed under Genel Haberler
30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyoruz
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 88′inci yıldönümü ve Zafer Haftası, tüm yurtta coşkuyla kutlanıyor.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ve Kuvvet Komutanları ile bazı generaller, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü dolayısıyla dün Devlet Mezarlığı’nı ziyaret etti.
Orgeneral Koşaner ile beraberindekiler, Devlet Mezarlığı’nda milli mücadelede görev almış komutanların isimlerinin yazılı olduğu “Anısal Duvar”a çelenk koydu, saygı duruşunda bulundu. Orgeneral Koşaner, Devlet Mezarlığı Şeref Defteri’ne şunları yazdı:
“Ebediyete intikal etmiş değerli devlet büyüklerimiz, İstiklal Savaşı’nın kahraman komutanları ve aziz şehitlerimiz, ulusumuzun hür ve bağımsız yaşama kararlılığını tüm dünyaya göstererek vatan uğruna giriştiğimiz sayısız mücadeleler, eşsiz fedakarlıklar ve kahramanlıklarla bugünlere getirerek bize emanet ettiğiniz Türkiye Cumhuriyeti, sizlerden aldığımız güç ve ilhamla sonsuza kadar var olmaya devam edecektir. Bıraktığınız bu kutsal emanetin korunması ve ilelebet yaşatılması için TSK’nın her türlü tehdide karşı kararlı mücadelesini geçmişte olduğu gibi bugün de büyük bir azimle, inançla sürdüreceğinden emin olunuz. Huzur içinde yatın, ruhlarınız şad olsun.”
KARANFİL BIRAKTILAR
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile beraberindeki komutan ve generaller milli mücadelede görev almış komutanların kabirlerine de karanfil bıraktı.
ZAFER DOĞUŞU
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 88′inci yıldönümünde Zafer Haftası kutlamaları sürerken, bu zaferlere sahne olan Afyonkarahisar’da dolunay, Ata’yla aynı karede buluştu.
Dolunay önceki gece zaferin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz emrini verdiği Kocatepe’deki silueti ile ay yıldızlı bayrakların arasından yükselmeye başladı. Ata’nın Büyük Taarruz Şehitliği’ndeki heykelinin önünde, onu aydınlatırcasına yükselen dolunayla, şehitlikte dalgalanan al bayrakların görüntüsü, izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı.
LİDERLERDEN KUTLAMA
- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: Türkiye’nin yolunun daima açık ve parlak olacağını vurgularken, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Türk milletinin, şehit ve gazilerin armağanı olan Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatacağı vurgusunu yaptı. Başbakan Erdoğan ise, cumhuriyeti koruyup, muasır medeniyetler seviyesine taşıyacaklarını söyledi. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu mesajında, “30 Ağustos Zafer Bayramı tam bağımsızlıktır, toprak bütünlüğüdür, birliktir, kardeşliktir” dedi.
- Başbakan Tayyip Erdoğan: Kahraman ordumuzun cesaret ve fedakarlığının, tarih sahnesinden silinmek istenen milletimizin varoluş mücadelesinin en güzel örneklerinden biri de 30 Ağustos Zaferi’dir. Milletimizin ortaya koyduğu bu yüksek ruh ve şuur her zaman canlı kalacak, yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Bizler de, imkansızlıklar içerisinde büyük fedakarlıklarla kazanılan bu zaferin verdiği güç ve cesaretle, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi koruyacak, Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşıma hedefimizi mutlaka gerçekleştireceğiz. Ne mutlu bizlere ki, bugün bu hedefimize her zamankinden çok daha yakınız.
- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlığını, özgürlünü dil, din, ırk ve inanç farklılığını yapmadan omuz omuza vererek kazandı. Sevr’i bu anlayışla parçalayıp tarihin çöplüğüne attı.
- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Büyük Taaruz’la birlikte defnedilen işgalci veistilacı mihrkların rezil amaçları, bugün iç iç ve dış tesirlerin bir araya getirilmesiyle tekrar dirilmiş ve yoğun şekilde faaliyete geçmiştir. Herkes bilmelidir ki dün Kocatepe’deki milli heyacanın ve şuurun aynısı bugün Türkiye sevdalılarının düşünce ve davranışlarında fazlasıyla bulunmaktadır.
30 AĞUSTOS ZAFERİ VE ÖNEMİ
“25 Ağustos 1922 akşamı Başkomutan, Afyonkarahisar’ın 20 km kadar güneyinde Şuhut kasabasında, bir köy evinin üst katında kurulmuş sofrada, bir petrol lâmbasının sönük ışığı altında, akşam yemeğini yemektedir; taarruz ertesi sabah başlayacaktır.
Yaver Muzaffer Bey, kendisine topçu cephane miktarı hakkında bilgi veriyor. Buna göre taarruzdan önce yapılacak toplu ve sürekli topçu ateşi, ancak üç dört saat devam ettirilecektir.
Gazi Mustafa Kemal yemeğini bitirdikten sonra, iki tarafın arazi üzerindeki durumlarını gösteren haritayı istiyor; genel durumu bir kere daha inceliyor. Yaverine Döğer mevkii ile Dumlupınar arasındaki mesafeyi ölçtürüyor. Elindeki kalemle bu noktaya birkaç kere vuruyor; ağzından şu cümleler dökülüyor:
-Döğer, döğer; fakat döğemeyeceklerdir. Buradaki kuvvetleri hareketsiz kalmaya mahkûmdur.
Ayağa kalkıyor, Muzaffer Beye:
- Hadi haritaları topla, hareket ediyoruz diyor.
Gece yarısı olmuştur; Başkomutan, şimdi Kocatepe’nin eteklerindeki çadırlı ordugâhta, konik bir çadırdadır; gecenin koyu sessizliği içinde, yalnız ordugâhın önünden akan küçük bir dereden hafif su şırıltıları duyuluyor… Başkomutan, bir ara çadıra giren yaverine:
-Hazır mısınız? diye soruyor.
Olumlu cevap alınca doğruluyor, henüz bozulmamış olan portatif karyolasının üzerinden tabanca kemerini alıp kuşanıyor. Her günkü gibi tıraş olmuştur; eldivenleri elindedir, çadırdan çıkıyor… Ortalık zifirî karanlık… Petrol ve mum fenerlerinin titrek ışıkları altında Kocatepe’ye doğru çıkmaya başlıyor; öne doğru fazla eğilerek yürüyor. Arazi, arızalı olduğu için ağır ağır ilerliyor… Nihayet tepeye çıkmıştır; bütün karanlıkları delen gözleriyle ileriye bakıyor:
-Allah, Türk milletini ve ordusunu koruyacaktır! diye mırıldanıyor.
26 Ağustos 1922… Sabahın ilk ışıkları görünmüştür; Başkomutan tarassut (gözetleme) dürbününün başında, düşman tahkimatını seyrederken topçularımız ateşe başlıyor… Bu ateş, tahkimatı yer yer havaya uçurmaktadır… Fakat bir taraftan da tonlarca cephane su gibi akıp gitmektedir… Endişeye kapılanlar oluyor; bunu Başkomutan’a da söylüyorlar. O, büyük bir soğukkanlılıkla:
-Tek mermi kalıncaya kadar ateşe devam edilecektir, emrini veriyor ve ekliyor: “Cephane ikmalini düşmandan yapacağız.”
Akşam olmak üzeredir… Dâhi komutan etrafına bakarak:
-Yarın öğleden sonra Afyon’da olacağız diyor.
O anda herkes şüphe ve tereddütle birbirinin yüzüne bakıyor; fakat ertesi gün, yani 27 Ağustos günü öğleden sonra hep beraber Afyon’dadırlar.
28 ve 29 Ağustos günleri verilen emirlere göre, düşman kovalanmakta ve sıkıştırılmaktadır. Başkomutan da evvelce tasarladığı yerde, düşmana son darbeyi vurmak için hazırlanmaktadır.
Nihayet 30 Ağustos… Başkomutan otomobiline biniyor. Şimdi Zafertepe diye anılan yere doğru inme emrini veriyor. Birinci Ordu Komutanı Nurettin Paşa:
-Paşam ateş hattına iniyorsunuz diyor.
Cevap veriyor:
-Siz burada kalınız!
Yoluna devam ediyor. Düşmanın top ateşi altında bulunan bir yere geliyor; oradan dürbünle düşmanın asıl kuvvetlerinin bulunduğu yerlere doğru ilerlemekte olan piyade birliklerimizin hareketini takip ediyor.
Birdenbire, “Allah, Allah!..” sesleri yükseliyor. Askerlerimizin süngüleri batmak üzere bulunan güneşin kızıl ışıkları altında alev alev yanmaktadır; ölümü hiçe sayan kahramanlarımız, düşmanın üzerine ateşten bir çığ gibi iniyor.
O anda Büyük Komutan, elindeki sigarayı atıyor; ayağa kalkıyor. Siper içinde dimdik duruyor; bu, çok sevdiği, üzerlerine titrediği askerlerine karşı bir saygı duruşudur; gözleri nemlenmiştir. Eliyle muharebe alanını göstererek bağırıyor:
-Hacı Anesti, mağrur kumandan! Neredesin, gel de ordularını kurtar! (1)
Ertesi gün sabahın erken saatlerinde muharebe alanını dolaşıyor. Manzara çok hazindir; binlerce düşman cesedi… Birbirinin üzerine yıkılmış yüzlerce topçu hayvanı… Terk edilmiş toplar; cephaneler…
Asil ruhlu Büyük İnsan, üzüntü duyuyor:
-Bu manzara insanlığı utandırabilir, fakat meşru müdafaamız için buna mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete teşebbüs etmezler diyor.
Biraz ileride topların arasında yerde bir Yunan bayrağı görüyor; eliyle işaret ederek emrediyor:
-Bir milletin istiklâl alâmetidir (sembolüdür). Düşmanın da olsa ona hürmet etmek lâzımdır. Bayrağı yerden kaldırıp topun üzerine koyunuz.(2)
30 Ağustos’un gerçek anlamını ve önemini BüyükZafer’in ikinci yıl dönümünde (30Ağustos 1924) Dumlupınar’ın Çal tepesinde yapılan törende Atatürk’ün verdiği söylevde görürüz:
“… Hiç şüphe etmemelidir ki, yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetin temeli burada tarsin olundu (kuvvetlendirildi), hayatıebediyesi (ebedî hayatı) burada tetviç olundu (taçlandırıldı). Bu sahada akan Türk kanları, bu semada pervaz eden (uçan) şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedî muhafızlarıdır.” (3)
(1) Türklerin taarruz etmeyeceklerine inanmış olan Yunan Başkomutanı Hacı Anesti, izinli olarak geldiği İzmir’de gazetecilere: “Karşımda Mustafa Kemal diye birini göremedim.” demiştir.
(2) Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt:I, Yapı Kredi Bankası Yayınları, İstanbul, 1973, s. 134-136.
(3) Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Tarihî Nuktu, Cumhuriyet Gazetesi Yayını, İstanbul, 1924, ss. 10,12:14; Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Sonbahar Seyahatleri, Matbuat Müdiriyeti Umumiyesi Yayını, İstanbul, 1925, s. 37:39.
Yüksek askeri şura krizi
Ağustos 6, 2010 by admin
Filed under Genel Haberler, Politika Haberleri
Dış basın,Yüksek Askeri Şura’da yaşanan atama krizinin ordu ile hükümet arasında yeni bir güç mücadelesinin sembolü olduğu yorumunu yaptı. Haber ajansları, ‘Bu durum ordunun Türkiye üzerinde uzun süre geçerli olan gücünün azaldığına işaret etti’ ifadelerini kullandı.
Dış basın kaynakları, Silahlı Kuvvetler’in teklif ettiği isimleri Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından reddedilmesinin, ordunun eski nüfuzunu kaybettiğine işaret ettiğini belirtti. Kaynaklar atamaları hak etmelerine rağmen istedikleri terfiyi alamayan komutanların hükümetin politik oyununa maruz kaldıklarını ifade etti.
ASSOCIATED PRESS: Türkiye üst düzey komutanlarını seçmeyi başaramadı
Ak Parti, ordunun üst düzey pozisyonlara atanması için sunduğu isimleri reddederek ordunun en üst düzey iki pozisyonunun boş kalmasına neden oldu. Bu durum ordunun Türkiye üzerinde uzun süre geçerli olan gücünün azaldığına işaret etti.
Çarşamba günkü toplantı sonunda Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı için atanacak isimler belirlenemedi. Türk basını, Perşembe günü hiçbir kaynağa dayanmadan kara kuvvetleri komutanı olması beklenen General Iğsız’ın atamasının yapılmadığını duyurdu. Iğsız, hakkında resmi suçlama bulunmamasına rağmen hükümete karşı bir internet kampanyasında yer aldığı öne sürülüyor.
Başbakan’ın ordunun sunduğu adayları veto etmesi, başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere birçok adayın atamasını da etkiledi. Bu pozisyon için hükümet ve ordunun Başbuğ’nun emekliye ayrılacağı 30 Ağustos tarihine kadar karara varılması gerekiyor.
Iğsız, hükümeti ve destekçilerine karşı propaganda yürütecek internet sitelerinin kurulması emrini vermesinden şüpheleniliyor. Ancak ordu bu iddiayı reddediyor. Atamaları reddedilen diğer 11 subay ise hükümeti devirmeye yönelik planlanan darbe planına dâhil olmakla suçlanan 102 muvazzaf ve emekli subayın arasında yer alıyordu.
WALL STREET JOURNAL: Türk ordusunun adaylarının önü kesildi
Türk hükümeti Çarşamba günü ordunun yeni komuta kademesi belirlemek için sunduğu teklifleri reddetti. Hükümetin Kara Kuvvetleri’nin başına geçecek adayı reddetmesi, Türkiye’deki generallerin gücünü kaybettiklerinin altını çizdi.
Dört gün süren Yüksek Askeri Şura (YAŞ), 1960’dan bu yana dört askeri darbe düzenleyen laik ordu ile İslami eğilimli Ak Parti hükümeti arasında sert güç mücadelesi yaşandığı dönemde gerçekleştirildi. Hükümet, ordunun Kara Kuvvetleri Komutanlığı için aday gösterdiği General Hasan Iğsız’ı kabul etmedi. Genelkurmay Başkanlığı, hükümetin Perşembe günkü onayı için yeni bir aday sunacağını açıkladı.
Ordu, General Hasan Iğsız’ın reddedilmesinin ardından Kara Kuvvetleri Komutanı General Işık Koşaner’in Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’nun yerine atanıp atanmayacağı kararının askıya alındığını belirtti.
Şu an Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nı yürüten ve önde gelen bir laik olarak bilinen Koşaner, Genelkurmay Başkanlığı için sırada bekliyor. Koşaner halen Başbuğ’un yerine atanma olasılığı en yüksek isim olarak görülüyor. Birinci Ordu Komutanı olan Iğsız ise teamüller gereği Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atanacakken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün itirazıyla karşılaştı. Hükümet ve ordu sözcüleri ise bu konuda açıklama yapmaktan kaçındı.
Yüksek Askeri Şura hazırlıkları yapılırken, YAŞ’ın üyesi olan Iğsız adaylığının baltalanması için darbe planında yer aldığı gerekçesiyle ifade vermeye çağrıldı. Ordunun terfi için hükümete sunduğu listede yer alan diğer 11 general ve komutan ise Balyoz Darbesi planında yer aldıkları şüphesiyle terfi alamadı. Ancak Genelkurmay Başkanlığı görüşmeler öncesinde bu isimleri terfi alabileceğini belirtmişti.
AGENCE FRANCE PRESSE: Türk ordusu darbe şüphelilerinin terfisini engelledi
Türk ordusu hükümetle çatışmaya girmemek için 2003 yılında yapılması planlandığı belirtilen bir darbede yer almakla suçlanan general ve amirallerin atamasını yapmadı. Genelkurmay Başkanı, Yüksek Askeri Şura’da terfisi yapılacak askerlerin isimlerini içeren listeyi hükümete gönderdi ancak iktidarı devirme amacıyla darbe planı yapmakla suçlanan askerler listede yer almadı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün listeyi onaylaması, darbe girişimiyle suçlanan askerlerin terfi almasının önüne geçilmesiyle politik ve askeri yetkililer arasındaki gerginliği sona erdirdi.
Temmuz ayında haklarında yakalama kararı çıkarılan 102 isim arasında bulunan 25 askerden, 11 tanesi bu sene terfi alacak durumdaydı. Ordunun bu 11 ismin terfisini engellemesi, hükümet ile ordu arasında çıkabilecek yeni bir krizin önüne geçmiş oldu.
Askerlerin bağlantısı olduğu düşünülen Balyoz Darbesi planı, iddialara göre Ak Parti’nin iktidar olduğu 2003 yılında planlandı. Darbe planına göre, camiler bombalanacak, politik düzensizliğe neden olmak için Yunanistan ile ilişkileri gerecek girişimlerde bulunulacak ve askeri darbeye ortam sağlamak için halk darbe yanlısı bakış açısına yönlendirilecekti.
İddia edilen darbe planının arkasındaki isim olduğu öne sürülen Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan geçtiğimiz ay tutuklanmış ve suçlamaları reddetmişti. Doğan, bir iç karışıklık haline karşılık hazırlanmış planın bir darbe planı olarak sunulduğunu öne sürdü.
REUTERS: Üst düzey komuta kademelerine atama yapılamadı
Ordu Çarşamba günü Silahlı Kuvvetler’in ve Kara Kuvvetleri’nin başına geçecek isimleri hükümete sundu ancak hükümet siyasi müdahalede bulunarak bu isimlerin bir darbe planında adı geçtikleri nedeniyle atamalarını reddetti.
Pazar günü başlayan Yüksek Askeri Şura’da, konseyin General Işık Koşaner’i NATO’daki en büyük ikinci orduyu temsil eden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başına geçmesi için ataması bekleniyordu ancak karar askıya alındı.
Analistler, kararın kara kuvvetleri komutanı olarak Koşaner’in yerine kimin geçeceğinin belirlenmediği için ertelendiğini belirtti. Bu görev için sırada bekleyen Hasan Iğsız ise, Ak Parti ve internetteki İslami grupların gücünü azaltmak için yapılan bir plana yönelik soruşturma kapsamında 19 komutanla beraber bu hafta başında ifade vermeye çağrıldı.
Ordu içinde atamalara karar veren panel normalde bünyesinde bulunan İslami eğilimli subayları ihraç etmek için toplanırken, bu sene bu tür bir karar çıkmadı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ülkesinin Avrupa Birliği’ne (AB) girmesi için ordunun yetkilerini azaltacak reformlar yapmasına rağmen, ordu hala nüfuzu olan bir gücü temsil ediyor.
Hükümet, Erdoğan’ın yönettiği ve Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün başında bulunduğu 15 üyelik konseyde belirgin bir üstünlük sağlayamıyor. Iğsız’ın Koşaner’in yerine geçmesi bekleniyordu ancak, konsey toplantıdayken Iğsız’ın da aralarında bulunduğu 19 subay internet üzerinden Ak Parti karşıtı propaganda düzenlemek iddiasıyla ifade vermeye çağrıldı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise, soruşturma altında olan subayların atanmasının yanlış bir mesaj olacağını belirtti. Ordu, hükümeti devirmek için planlandığı öne sürülen Balyoz Darbesi planının bir seminerde sunulan tatbikat olduğunu ve bu senenin sonlarında uygulanmasının düşünüldüğünü belirtti.
İsrail tayyip erdoğan’a kızgın
Haziran 5, 2010 by admin
Filed under Genel Haberler
İsraillilerden Erdoğan’ı devirin çağrısı
İsraillilerin bazıları darbe yandaşlığı yapacak kadar Erdoğan’a öfkeli. Öfkeli İsrailliler TSK’ya da çağrıda bulunuyorlar.
İsraillilerin bazıları darbe yandaşlığı yapacak kadar Erdoğan’a öfkeli. “Ordu daha önce darbe el koydu şimdi de yapabilir” diyerek TSK’ya çağrıda bulunuyorlar.
Taraf muhabiri Tuğba Tekerek Telaviv sokaklarının nabzını tuttu. Halk AK Parti iktidarını sorumlu tutuyor. Hedeflerinde ise Erdoğan var.
KENDİLERİNİN DE KAYBETTİĞİNİ BİLİYORLAR
Telaviv sokaklarında hava tam anlamıyla “Daha da gelmem İstanbul’a” şeklinde. Taksi şoförü olan David anlatıyor: Beş kere geldim. Şimdi Türkiye’ye hayatta gelmem. Benim için bitmiştir artık. Ancak şunu hemen belirtmek isterim. Ancak şunu hemen belirtmek isterim. Bu sözlerde öfke ve tehditten çok sitem ve hayalkırıklığı var. Taksiden inerken sesleniyor: Biz de kaybediyoruz.
ERDOĞAN İSLAM DÜNYASININ LİDERİ OLACAK
İsraillilere göre Erdoğan İslam dünyasının lideri olmaya oynuyor. Pek çok kişiden bu sözleri duyuyorum. Türkiye ile İsrail arasında sorun yoktu. Atatürk’ün Türkiyesi’ni seviyoruz. Ama Erdoğan Atatürk’ün yolundan ayrılıyor. Ordu Erdoğan’ı sevmiyor. Müdahale etse iyi olabilir.
BÜYÜKELÇİLİK ÖNÜNDE PROTESTOYA DEVAM
Türk büyükelçiliği önünde neredeyse her an eylem var. Bir pankart dikkatimi çekti: Her şey dahil Türkiye! 1.5 milyon Ermeni, 37 bin Kürt, bir de Kuzey Kıbrıs. Bu da öfkeyi anlatıyor sanırım.
İlker başbuğ anıtkabir’de
Mayıs 3, 2010 by admin
Filed under Genel Haberler
Başbuğ, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kara Harp Okulu’ndan 1962 yılında birlikte mezun olduğu silah arkadaşlarıyla Anıtkabir’i ziyaret etti.
Aslanlı yoldan yürüyerek Atatürk’ün mozolesine giden Orgeneral Başbuğ ve beraberindekiler, mozoleye çelenk bırakarak saygı duruşunda bulundu. Daha sonra Başbuğ ve beraberindeki silah arkadaşları eşleriyle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. Misak-ı Milli Kulesine geçen Başbuğ, burada Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:
”Ordularımızın şerefli Başkomutanı Yüce Atatürk.
Mazisi şan ve şerefle dolu, yüzyıllardır orduya can veren, kartal yuvası Kara Harp Okuluna bundan 50 yıl önce birlikte ilk adımımızı attığımızda huzurunuzda bulunmanın heyecanını yaşıyorduk. Hedef olarak gösterdiğin yolda ilerleyebilmek için bilim ve akıl üzerine kurduğun Atatürkçü düşünce ilkelerinden güç ve ilham alıyor, insanlığa ışık ve hayat kaynağı olmaya devam eden düşüncelerinle aydınlattığın bu yolda kararlılıkla ilerlemeyi şeref sayıyoruz.
Gücünün kaynağını halkın kendisine duyduğu
sevgi, saygı ve güvenden alan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları olarak, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan Türkiye Cumhuriyeti’nin her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçte olduğuna inanıyoruz.
Askerlik mesleğine adım attığımız ilk günkü coşku ve başarma azmiyle ulusumuza hizmet etmek için bundan sonra da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Minnet ve şükran duyguları içerisinde huzurunda saygıyla eğiliyoruz. Ruhun Şad olsun.”
Ankara’da silah yüklü kamyon
Mart 11, 2010 by admin
Filed under Ankara Haberleri
Ankara’da dün akşam durdurulan silah ve mühimmat yüklü kamyon hareketli dakikaların yaşanmasına neden oldu.
Ankara Terörle Mücadele ekipleri telefonla yapılan bir ihbar üzerine Muğla’dan gelen 06 BJ 9915 plakalı kamyonu saat 18.00 sıralarında Etimesgut civarında durdurdu. Kamyonda bulunan görevli iki asker, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait mühimmat taşındığını söyleyerek, yetki belgelerini ve kimliklerini gösterdiler. Bunun üzerine olay Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’ye bildirildi. Bilgili’nin talimatı üzerine kamyon, incelenmek üzere yoğun güvenlik önlemleri altında Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Ankara Merkez Komutanlığı’ndan üst düzey askeri yetkililer de olay yerine gitti. Kamyon, gece yarısından sonra Emniyet’ten ayrılarak Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığı’na silah ve mühimmat teslim edildi.
Muğla İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Salih Karataş da “Mühimmatın tamamı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait. Hepsinin sevk belgeleri var. Mühimmatların üzerlerinde seri numaraları var. Mühimmat kayıt altında. Burada kullanılan askeri malzemeler” dedi.
Askeri yetkililer, silah ve mühimmat sevkiyatının kiralanan sivil plakalı araçlarca yapıldığını belirterek, dün Ankara’ya benzer şekilde 12 ayrı sivil plakalı kamyonla sevkiyat yapıldığını belirttiler. Söz konusu uygulamanın rutin olduğunu belirten yetkililer, sivil plakalı kamyonların herhangi bir risk teşkil etmemesi için tercih edildiğini bildirdi. Kamyonun Enkaylar Şirketi’ne ait olduğu belirtildi. Şirketin Müdürü Metin Karaoğlu, kamyonu TSK’nın kiraladığını ve taşınan malzemenin de TSK’ya ait olduğunu söyledi.
Ankara tsk’ya yedek parça üretecek
Şubat 24, 2010 by admin
Filed under Ankara Haberleri
Globalstar Avrasya ile Ostim Organize Sanayi Bölgesi arasında işbirliği yapılmasına ilişkin ilk adımlar atıldı. İşbirliği, uydu anten parçalarının Ankara’da üretilmesinden, Türk Silahlı Kuvvetlerine yedek parça üretilmesine kadar bir çok konuyu kapsıyor.
Read more
EMASYA kalkacakmı?
Şubat 4, 2010 by admin
Filed under Politika Haberleri
EMASYA protokolüne gerek yok
Başbuğ, Erdoğan’ın “kaldıracağız” dediği emniyet ve askeri yardımlaşma protokolü ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, kamuoyunda çok tartışılan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “kaldıracağız” dediği emniyet ve askeri yardımlaşma protokolü ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Read more






